Aydın

Söke’de Gezilecek Yerler

söke doğanbey köyü
9.99BGörüntülenme
Ortalama Okuma Süresi: 12 dakika

Eskiden deniz olan ve Büyük Menderes’ in taşıdığı alüvyonlar ile uçsuz bucaksız ova haline gelmiş Söke, bizim başlıca yola çıkış sebebimizdi.  Aralık ayında Söke’nin köylerini dolaşmak için gittik, hava şansımıza çok güzeldi. Şimdi iki günlük Söke gezimizden tüm detayları sizlerle paylaşma zamanı.

Söke, Aydın merkezine 48 km uzaklıkta yer alıyor. Menteşeoğulları Beyliği’nin merkezi olan Söke, birçok farklı uygarlığa da ev sahibi yapmış. Bu sebeple de tarihi yerleri bakımından oldukça zengin. İzmir’den günübirlik geziler için alternatif olabileceği gibi, gezilecek yerleri çok olması sebebiyle en az bir gece konaklamalı bir gezi rotası olması gerekiyor. Biz hafta sonu için İzmir’den yola çıktık. Öncelikle Torbalı’da uzun zamandır gitmeyi planladığımız Key Museum ve Lucien Arkas Şarap Bağları’nı ziyaret ettik, sonra da rotamızı Söke’ye doğru çevirdik.

Söke’ye Nasıl Gidilir?

İzmir-Söke arası 110 km, İzmir’den Aydın Otoyolu’nu kullanarak yaklaşık 1 saat 15 dakikada Söke’nin merkezine ulaşabilirsiniz. Söke’ye geldikten sonra Milas karayolunda ilerleyin ve Priene ve Milet’i gösteren tabelalarını takip ederek bu yazıda bahsettiğim yerleri ulaşabilirsiniz. Ayrıca arabanızla gelmek yerine alternatif olarak İzmir’den Söke’ye tren ile de ulaşmanız mümkün.

Söke Çevresinde Yapılacaklar 

doğanbey köyü

  • Eskiden bir Rum köyü olan Eski Doğanbey köyünü mutlaka görün, sokaklarında dolaşın, doğasının keyfini çıkarın.
  • Karina’da güneşin batışını izleyin. Gümrük Balık Restoran’ı en iyiler arasında. Karina’nın leziz levreğinden yemeden dönmeyin.
  • Eski Doğanbey köyündeki Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Ziyaretçi Tanıtım Merkezi’ni ziyaret edin.
  • Doğa yürüyüşü yapmak için milli parkın içinde yer alan parkuru değerlendirin.
  • Tarihi gezi yapmak istiyorsanuz antik şehirler Priene ve Milet’i rotanıza ekleyin.
  • Güllübahçe Köyü’ne yolunuz düşerse Gelebeç Aziz Nikolaos Kilisesi ziyaret edin. Diğer kiliselerden farklı olarak burada 1800’lü yıllardan kalma insan kemikleri bulunuyor.
  • Söke yolu üzerinde meşhur çöp şiş kebapçılar var, buraya kadar gelmişken yemeden dönmeyin çünkü Söke’de çöpşiş yenir.

Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı

Türkiye’nin en benzersiz güzellikteki Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, Kuşadası ve Söke arasında oldukça büyük bir alanda yer alıyor. 1966 yılında milli park ilan edilen, mavi ve yeşilin Ege’deki en güzel temsilcisi bu parkı özel kılan ender görülen bitki örtüsü ve yaşayan canlılar bakımından çok çeşitli olması. Milli parkta 804 farklı bitki türü bulunmuş ve bunlardan 18 tanesi sadece Türkiye’de, 6 tanesi dünyada sadece burada bulunuyor. Ayrıca milli park canlı çeşitliliği de oldukça fazla. Dilek Yarımadası, 28 çeşit memeli, 42 çeşit sürüngen ve çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yapıyor. Ayrıca yaklaşık 256 kuş türü ile parkta karşılaşmak mümkün. Nesli tehlike altında olan küçük karabatak, dünyada toplam sayıları 3 bin çift olduğu tahmin edilen tepeli pelikan, küçük akbalıkçıl ve akkuyruklu kartal deltada üreyen önemli kuş türlerinden bazıları. Ayrıca milli park dünyada sadece Türkiye’de bulunan ve nesli tükenmiş Anadolu Parsı’nın yaşadığı son nokta olma özelliği ile öne çıkıyor. Yaban Domuzu, Vaşak, Kurt, Çakal, Tilki, Tavşan ve Yaban Atları yarımadanın önemli diğer hayvan türleri arasında sayılıyor. Bu hayvanları yakından tanımak için Eski Doğanbey Köyü’nde yer alan Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Ziyaretçi Tanıtım Merkezi’ni ziyaret edebilirsiniz.

dilek yarımadası milli parkı

Samsun Dağı’nın (Dilek Dağı) Ege Denizi’ne uzantısıyla şekillenen milli parkta bisiklet parkurları, botanik tur yolu ve doğa yürüyüşü parkurları yer alıyor. Canlı ve hayvan çeşitliliğinin içinde farklı aktiviteler yapabileceğiniz gibi bu sayede onları yakından görme fırsatınız da olabilir. Burada doğa fotoğrafçılığı ile ilgilenenler de keyifli zaman geçirebilir.

Doğal güzelliklerin yanı sıra milli park adeta açık hava müzesi tadında. M.Ö. 9. yüzyılda İyon kentinin kutsal toplanma merkezi Panionion, Ayayorgi Manastırı, Hagios Antonios Manastırı, Zeus Mağarası, Thebai Antik Kenti arkeolojik bakımdan parkın sınırlarında bulunan tarihi zenginlikleri arasında sayılıyor. Milli parka girişi Güzelçamlı tarafından yapılıyor. Bu girişte Zeus Mağarası ve 12 İon kentinden biri olan Panionion Antik Kenti bulunuyor.

dilek yarımadası milli parkı harita

Milli parkın içerisinde tarihi kadar doğal güzellikleriyle insanı büyüleyen koyları da var. Parkın ana girişinden araç ile girdiğinizde sırasıyla İçmeler Koyu, Aydınlık Koyu, Kavaklıburun Koyu, Serin Koy ve Karasu Koyu sizi bekliyor. Yaz mevsiminde oldukça ilgi gören koylarda su sıcaklığı oldukça düşük olsa da tertemiz turkuaz renkli koylar, hayran kalınacak kadar güzel. Bu koyların bazılarında piknik alanları da mevcut, hem denize girip hem piknik de yapabilirsiniz.

Eski Doğanbey Köyü 

doğanbey köyü söke

Bir dönem kaderine terk edilen Eski Doğanbey köyü, korunmuş Rum evlerinin sergilendiği bir açıkhava müzesi tadında. Zamanda durmuş hissi uyandıran köyün en büyük hayranlarından biriyim. Buranın bozulmaması için elinden geleni yapan bir grup insanın emeklerine şahit olmak ve bu köyün henüz çok fazla keşfedilmemiş olması benim buraya bağlılığımı arttıran sebeplerim.

Eskiden evler büyük bir ormanın içerisinde birbirinden ayrı, her biri büyük avlulara sahip oda şeklinde inşa edilirmiş. Bu tarz evlere Rumlar “odalar” anlamına gelen “Domatia” dermiş ve zamanla köyün adı da böyle bilinir olmuş. 1800’lü yıllarda padişah fermanı ile adalardan getirilip yerleştirilen Rumlar 1924 yılına kadar burada yaşamışlar. Daha sonra Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan mübadele anlaşması ile Rumlar evlerini terk etmiş ve kendi topraklarına gönderilmiş. Böylece Selanik’ten gelen Türkler de Domatia’ya yerleşmişler ve köyün adı o günden sonra Doğanbey Köyü olarak değiştirilmiş. Ama köyün bundan sonra hikayesi daha da ilginç bir hal almış. Eski Doğanbey Köyü’nde yaşayan Türkler 1985 yılında köyü terk etmişler. Kendilerince geçerli sebepleri varmış, köyün çok rüzgar alması, tarım arazilerine uzak olması, köyün yollarının engebeli ve dar olması onları buradan taşınmaya zorlamış. Daha sonra tüm köy halkı Eski Doğanbey’in sadece 2 km aşağısında bulunan düzlük arazide yeni köylerini kurmuşlar adını da Yeni Doğanbey koymuşlar.

Yıllarca bomboş ve yıkık kalan Eski Doğanbey Köyü, şehir hayatından kaçarak huzur arayan ve eski değerleri yaşatmayı amaçlayan kişilerce evler birer birer restore edilmiş. Şimdilerde korunmuş evleri ve güzellikleriyle bir çok kişi tarafından ziyaret ediliyor. Evlerin çoğu restore edilse de evlerin sahiplerinin çoğu burada yaşamıyor. Birçoğu bu köyü korumak ve yaşatmak için evleri onarmış ve senede birkaç sefer gelmek için keyif evi yapmışlar. Şuanda köyde yaşayan sadece dört hane var, bir tanesi Fransız bir aile. Bu köy yabancı turistler tarafından da keşfedilmiş durumda, çoğunlukla Almanlar buraya geliyor. Buna rağmen Şirince gibi bozulmuş bir yer değil, sokaklarda sizi bir şeyler almak için zorlayan köylüler yok, kalitesiz şarapları tadım yaptıran yerler de yok. Köyde soluklanacağınız tek bir yer var o da Mola Kafe.

Dilek Yarımadası Milli Parkı içinde yer alan Eski Doğanbey Köyü her mevsim ayrı güzel. Arnavut kaldırımlı sokakları, taş evlerinden sarkan rengarenk begonvilleri ile bahar aylarında büyük ilgi görse de bence kışı da ayrı keyifli. Sokaklarda kurumuş yapraklar yığınlarının içinden geçerek dolaşırken tüm sokakların bizim olduğu hissini yaşamak da güzel.

Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Ziyaretçi Tanıtım Merkezi

Köyün girişinde göreceğiniz büyük bir bina var. Rumlar zamanında hastane olarak kullanılmış ve mübadele sonrası Türkler tarafından ilkokul, muhtarlık ve karakol gibi çeşitli amaçlar için kullanılmış. Şuanda ziyaretçi ve tanıtım merkezi olarak hizmet veriyor, Binaya girince ilk önce tanıtım filmi izliyorsunuz, gelen ziyaretçilere bu köyü ve buraya ait kültürel zenginlikleri ile doğal güzellikleri korumayı ve yaşatmanın önemini anlatan bir tanıtım filmi izliyorsunuz. Bilgi sahibi olduktan sonra üst katta milli parkın maketi bulunuyor bu sayede milli parkın gezemediğimiz bölgelerini de tanıyıp genel bir fikir elde edebilirsiniz. Diğer bir odasında da milli parkta bulunan bazı hayvanların içleri doldurularak ilaçlanmış ve heykelleştirilerek, sanki canlıymış görünümü kazandırılmış bir şekilde sergileniyor. Burası hakkında detaylı bilgileri yazının başında zaten bahsetmiştim. Buraya kadar gelmişken bilgi sahibi olmak için buraya gelin, giriş ücretsiz.
Köyün uzandığı Samsun Dağları’nın yamacında bir de Şorlak Şelalesi var. Kış aylarında yağmur sularıyla akıyor ve inanılmaz bir görsel şölen yaşatıyor. Şorlak’a yürürken yeterince sessiz olabilirseniz yabani atları veya yabani sığırları görme şansınız da var. Bense sadece iki kartalın gökyüzündeki dansını izleyebildim, birkaç demet de dağda tazecik açmış nergislerden topladım. Bir de birkaç yaprak adaçayı ve defne koparıp kokusunu içine çekme şansım oldu.

Rüyada gibi hissediyor insan, çıkışta köyün kapısını kapattığınızda bile etkisinde kalıyorsunuz öyle hemen silinmiyor hafızanızda o güzellikler. Her sokağına döndüğünüzde bir heyecan oluyor içinizde, kimseler yok etrafta sadece bizim sesimiz yankılanıyor. Bazı köşelerde sevimli evlere yakışır bakımlı, insancıl ve haddinden fazla sevimli kediler yanınıza sokuluyor. Yemek kapları köşelerde sayamayacağınız kadar çok. Orada sürekli yaşayan birkaç ev tarafından beslediği kesin ama hepsi sevgiye aç bir şekilde sizi karşılıyor. Siz ne olur ne olmaz yanınızda mama getirirseniz onları çok mutlu edebilirsiniz.

eski doğanbey

Bütün köyün buluşma noktası, önünde oyuk bir ağaç ve çeşmenin olduğu köy kahvesinde kim bilir ne sohbetler edildi. Kaç bardak demli çay içildi, kimler tavlayı kolunun altına aldı. Sokaklarda dolaşırken bu köyde ne anılar ne yaşanmışlıklar oldu diye düşünmeden edemedim. Bu sevimli köyün yaşanmışlıklarını zamanında köyde yaşamış kişilerden dinledim. Mehmet Emin Amca bu köyde doğmuş, babası Mehmet Amca 12 yaşındayken 1924’deki mübadele ile gemilerle gelmiş Domatia’ya. Doğduğu evin kapısının üzerinde 1906 yazıyor, 1985’te Yeni Doğanbey’e taşınmış. Hikayelerini dinledikçe anlıyorum ki aslında çok mutluymuş oralarda, haklı bir yerde. Özlenmeyecek nesi var güzelim Eski Doğanbey’in, anılarının her bir parçasını dinlediğimde keşke diyorum, bırakmasalardı.

doğanbey söke

Yine köy meydanında yer alan mavi renkli kutu gibi olan yer, eski zamanlarda köyün bakkalıymış. Şimdilerdeyse yeni sahibi tarafından restorasyon çalışmasından geçirmiş ve içi de güzel kitaplarla doldurmuş. Birkaç sene önce içerideki güzellikler görülebiliyormuş, şimdiler de ise masmavi kepenkleriyle kendini bizlerden gizliyor. Köy bakkalının hemen yanındaki cami ise ben yıllar önce ilk kez köye geldiğimde bakımsız ve kaderine tek edilmiş durumdaydı. Bu kez onarım gördüğünü ve sapasağlam ayaklandığını görünce çok mutlu oldum.

Karina

karina söke

Karina, Menderes Deltası’nın en son bölümünde bulunan bölgeye deniyor. Söke’ye gideceğinizi söylediğinizde çevrenizin ilk önerisi Karina’da balık yemeden dönme olacak. Doğanbey’i geçtikten sonra 8 km sonra Karina’ya geleceksiniz, zaten tabelalarını takip ederek kolaylıkla buraya gelebilirsiniz.

Denizin yanıbaşında yolun ve sözün bittiği yer, Karina. Milli parkın sınırında yer aldığı için buradan ileri gitmek yasak, kontrolü jandarma tarafından sağlanıyor. Burada Rumlardan kalma bir gümrük binası da var. Özellikle yaz aylarında yer bulmak oldukça zor çünkü şahane bir manzarası var. Karina’da yer alan birkaç restoran var ama en iyisi Gümrük Restoran. Burada denize karşı Karina levreği, kalamar ve leziz mezeler ile rakı keyfi yapmadan dönmeyin.

Güllübahçe Köyü

güllübahçe köyü söke

Eski Doğanbey köyü kadar bilinmeyen Güllübahçe Köyü’nü sizde tanısanız çok seversiniz tadında. Şimdilerde Güllübahçe, eskiden Gelebeç olarak anılan bu köyde 1900’lerin ilk yıllarına kadar 5 bin Rum yaşıyormuş. Mübadeleden sonra Rumlar tarafından terk edilen Güllübahçe’ye Türkler yerleştirilmiş. Daha sonra 1955’te köyde yaşanan deprem sonrası insanlar köyü tamamen terk etmiş ve bu köyün daha aşağısında yer alan düzlük arazide yeniden bir köy kurmuşlar. Hikaye yine Eski Doğanbey’in Yeni Doğanbey olmasına çok benziyor. Gelebeç Köyü’nü terk edenler yeni köylerine Güllübahçe demişler.

Kendilerine düzlükte yeni köy kuran Türkler’in ardında kaderine terk edilen bir Gelebeç Köyü kalmış. 2005 yılında imar izninin açılmasıyla yıkılmaya yüz tutan eski evler aslına uygun olarak büyük şehirden kaçanlar tarafından onarılmaya başlanmış ve Gelebeç Köyü tekrar canlanmış. Bu köy geldiğinizde görülesi yeri eski yerleşim yeri olan Gelebeç. Arnavut kaldırımlı sokağın başladığı yer eskiden Gelebeç Köyü imiş. Bahar aylarında buraya gelirseniz sokağın sağlı sollu zakkum ağaçlarıyla renklenmiş olduğunu görebilirsiniz. Gelebeç Köyü’nde korunmuş taş evlerin bulunduğu sokaklarında dolaşın ve köyün yıkık kilisesini ziyaret edin.

gelebeç köyü söke

1821’de inşa edilmiş Gelebeç Aziz Nikolaos Kilisesi, o yıllarda aynı yerde bulunan başka bir kilisenin üzerine, Hristiyan aleminin en önemli azizlerinden Aziz Nikolaos (Noel Baba) adına Gelebeçli Rumlar tarafından yapılmış. Şuanda oldukça kötü durumda ve kurtarılmayı bekliyor ama bence hala ziyaret etmeye değer. Çünkü bu kilise benim daha önce gördüklerimden oldukça farklı, bahçesinde “Kemiklik” var. Peki, nedir bu kemiklik? Hristiyan mezarlıklarında yeni gelenlere yer açmak için topraktan çıkarılan kemiklerin konulduğu bir yer. Topraktan çıkarılan kemikler bazı kiliselerde burada olduğu gibi ayrı bir yapıda toplanırmış. İnsan kemikleri ve kafaların olduğunu bu ilginç yeri merak edenler özellikle gelmeli, bence oldukça ilginç. Ayrıca kilisenin bahçesinde dev köstebek yuvaları görürseniz şaşırmayın, define bulmak umuduyla geceleri buraya gelip gizli gizli kazı yapanlar varmış. Zaten ayakta durmakta zorlanan kilise için en büyük tehdit, umarım en kısa zamanda koruma altına alınır.

Priene Antik Kenti

priene antik kenti söke

Priene Antik Kenti bir İyon yani Antik Yunan şehri. Söke’nin merkezine 15 km uzaklıkta, Samsun Dağı’nın yamacına M.Ö. 7. yüzyılda kurulmuş. Pek çok Yunan kentinde olduğu gibi Priene’nin de tanrıçası Athena. Priene Antik Kenti’nin tanrıçası için kentin en yüksek tepesine M.Ö. 4. yüzyılda yapılan Athena Polias Tapınağı antik kentin en dikkat çeken yapısı. Tapınağın mimarı, dünyanın yedi harikasından biri olan Bodrum’daki Halikarnassos Mausoleumu’ndaki çalışmalasıyla ünlenen Pytheos. Priene kentinin kuruluş zamanında inşa edilmeye başlanan Priene Athena Tapınağı, en eski ve en önemli yapılardan sayılıyor.

Aslında kent ilk kurulduğunda deniz kıyısındaymış. Belki fotoğraflardan bunun ne kadar inanılması güç olduğunu anlayamazsınız ama oraya gittiğinizde buna inanmak baya zor oluyor. Priene’nin Ege Denizi’nin kıyısında bulunması, adalarla yaptığı ticaret ile kent kısa sürede gelişmiş ama Büyük Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlar gittikçe denizden uzaklaşmış ve 13. yüzyılda şehir tamamen terk edilmiş.

priene antik kenti

Antik şehre baktığımızda arkasında bulunan yontulmuş tepeden taşlar çıkarılıp, şekil verilerek gösterişli binalar yaptıkları açıkça görülüyor. Şehirde temiz su ve kanalizasyon giderlerini de kenti gezerken dikkatlice bakarsanız görmeniz mümkün. Antik kentte günümüzde de görebileceğiniz toplantı binaları, alışveriş merkezi, Bizans kiliseleri, Mısır Tapınağı, belediye binaları, Roma tipi okul ve tiyatro bulunuyor. M.Ö. 350 yılına ait tiyatro, bugüne dek en iyi korunmuş Hellenistik Tiyatro örneklerinden biri, yarım daire şeklinde ve 5 bin kişilik kapasiteye sahip. Ayrı olarak yapılmış sahne binası, oyunların sergilendiği alanmış ve tiyatrodaki şeref yerleri ilk sırada yer alıyormuş. Bu koltuklarda kentin ileri gelenleri oturur, oyun başlamadan önce sunak taşında şarap tanrısı Dionysos adına kurban töreni yapılırmış. O günlerdeki yaşantıyı hayal etmemizi sağlayacak bir başka detay ise oturma yerleri. Dört köşeli deliklerin olması, izleyicileri yağmurdan ve güneşten korumak için kullanılan tentelerin direklerini tutturmak için kullanıldıklarını işaret ediyor.

Priene Antik Kenti’ni dolaştıktan sonra mutlaka Athena Tapınağı’ndan Söke Ovası manzarasına bakın. Buğdayların yeşilliğiyle bezenmiş Söke Ovası’nın bir zamanlar deniz olduğunu ve buraya gemilerin yanaştığını hayal edin. Priene Antik Kent’e giriş ücreti 5 ₺, müze kart ile giriş ücretsiz.

Milet Antik Kenti

milet antik kenti

Antik liman kenti Milet, eski zamanlarda Doğu Ege’nin ekonomik ve kültürel merkeziymiş. Menderes Vadisi sayesinde İç Anadaolu ile de bağlantı sağlıyormuş. Burası, erken dönem doğa felsefecileri Thales ve Anaximender’in kenti olarak biliniyor. M.Ö. 5. yüzyıla geçerken Pers egemenliğine karşı İyonya kentlerinden Milet’in liderliğinde giriştikleri başkaldırı başarısızlıkla sonuçlanınca ceza olarak kent tahrip edilmiş. Daha sonra Helenizm ve Roma İmparatorluk dönemlerinde yeniden yükselişe geçen kentte birçok gösterişli mermer yapı yapılmış. Bu arada Milet’e bağlı Didim’de Apollon Tapınağı’nın inşası aynı dönemde devam ediyormuş. Geç Antik Dönem’de Menderes deltasının alüvyonlarla dolmasıyla kentin denizle bağlantısı sadece Menderes üzerinden yapılır olmuş ve bu dönemde kent su taşkınlarına uğramaya başlamış. Bu yüzden ki Bizans ve Türk dönemlerinde yapılar, kentin daha yüksek kesimlerinde yapılmaya başlanmış.

milet antik kenti harita

Milet’in başlıca görülesi yerlerini haritadan detaylıca inceleyebilirsiniz.. Numaralarına göre nereleri ifade ettiğini göreceksiniz.

  1. Arslan Limanı
  2. Roma Liman Hamamı
  3. Büyük Liman Anıtı
  4. Delphinion
  5. Selçuklu Hamamı
  6. Kuzey Pazarı
  7. İon Galerisi
  8. Anıtsal Çeşme
  9. Meclis Binası
  10. Güney Pazarı Anıtsal Yapı
  11. Güney Pazarı
  12. Faustina Hamamı
  13. Stadion
  14. Kırk Merdivenli Cami
  15. Roma Heroounu
  16. Helenistik Heroounu

miletos

Milet Antik Kenti girişinde yer alan gezi yolu tabelasını inceledikten sonra antik kenti keşfetmeye başlayın. Genel olarak kentte gezilecek 29 tane önemli yapı bulunuyor eğer zamanınız yeterliyse hepsini görmek ve incelemek daha faydalı olacaktır. Benim buraya ikinci gelişimdi, daha önce yazın buraya uğramıştım ve tiyatroyu gördükten sonra sıcak havadan bunalıp dolaşmaya devam edememiştim. Bu kez Aralık ayında gelince ve havada bizden yana olunca en büyük yapıları detaylıca dolaşma fırsatım oldu. Bilgileri okudukça ve yapıları inceledikçe hayranlığım giderek arttı.

milet söke

Milet Antik Kenti’ni dolaştıktan sonra hemen yakınında bulunan Milet Müzesi ve İlyas Bey Küllüyesi’ni de ziyaret etmeden buradan ayrılmayın. Her ikisi de zaten kentin giriş yerine yürüme mesafesinde yer alıyor. Milet Antik Kent’e giriş ücreti 10 ₺, müze kart ile giriş ücretsiz.

ilyas bey külliyesi söke

İlyas Bey Küllüyesi, 13. yüzyılın ikinci yarısında Menteşe Beyliği topraklarına katılan Antik Milet, bir diğer adıyla Miletos, kenti üzerine kurulan Balat bölgesinde yer alıyor. Menteşe Beyliği’nin başında olan İlyas Bey kendi adına 1404 yılında İlyas Bey Camii’ni yaptırmış. “Koca Cami” ve “Cuma Camii” olarak da bilinen yapı, kendine özgü bir tasarıma sahip. Beylikler Dönemine ait tek kubbeli camilerin en görkemlisi olarak biliyor. Zaten zengin taş süslemeleri ile oldukça dikkat çekici bir yapı. Milet Müzesi ise bir diğer görülmesi gereken yer. İçerisinde Milet Antik Kenti, Priene Antik Kenti ve Didim Apollon Tapınağı buluntuları tüm detaylarıyla sergileniyor. Milet Antik Kenti’ni açık alanda gezdikten sonra mutlaka Milet Müzesi’ni ziyaret edin böylece gördüğünüz yapıları daha detaylıca öğrenip kenti kafanızda daha çok şekillendireceksiniz.

Söke ve Çevresinde Yeme-İçme Önerileri

Efsane Çöp Şiş Necati Baba

söke çöp şiş kebap

Söke’de ne yenir deyince akla ilk gelen yemek; çöp şiş. Aydınlılar bu işi iyi yapıyor. Özellikle Söke’de lezzet doruklara çıkıyor. Yol üzerinde sayısız çöp şiş kebap tabelası göreceksiniz. Benim önerim Necati Baba. Mütevazi bir mekan, bu işi uzun senelerdir yapıyor. Şimdi çocukları işletiyor. Biz çöp şiş ve köfte istedik. Porsiyon çöp şiş 10 adet geldi, 18 ₺. Ayran da açık, bol köpüklü. Ben çok sevdim, eğer çöp şiş yiyecekseniz burada deneyin.

Özen Abla’nın Yeri

özen ablanın yeri kahvaltı söke

Dev bazlamalarıyla ünlü Özen Abla’da kahvaltı yapmadan dönerseniz üzülürsünüz. Hayatımda yediğim en unutulmaz kahvaltı olarak şuraya not ediyorum. Geniş bir aile tarafından işletilen kahvaltı salonuna erkenden gitmeye bakın. Öğle saatlerine doğru yer bulmak çok zor. Salaş görünümlü olmasına rağmen oldukça güzel lezzetlerle karşılacağınızı söylemeliyim. Biz iki kişilik serpme kahvaltı ve sucuklu yumurta istedik. Sonra sofraya gelen her tabakla bir anda tüm masa doldu, tam 23 çeşit! Kahvaltıya ayrıca sıcacık dev bazlama ve semaverde çay da geldi. Serpme kahvaltı kişi başı 20 ₺, sucuklu yumurta ekstra 10 ₺. Ödediğimiz fiyata karşı yediklerimiz inanılmaz güzeldi. Eğer Söke çevresinde kahvaltı yapmayı düşünüyorsanız kesinlikle buraya gelin.

Gümrük Restoran

Karina’da rakı-balık mekan önerim: Gümrük. Burada birkaç işletme var ama biz arkadaşımızın tavsiyesi ile buraya geldik ve çok memnun kaldık. Fiyatlar şişirme değil, aile işletmesi ve lezzetler gayet iyi. Özellikle buraya gelmek için en doğru zaman günbatımı saatleri. Sahilde güneşi batırırken güzel havalarda denizin dibine konumlanmış masanızda keyfinize değmesinler.

Günbatımı Restoran

Yolunuz Güllübahçe Köyü’ne düşerse Söke Ovası manzarasına karşı keyif yapmak için buraya gelin. Gün içinde manzaraya karşı çay keyfi yapabilir, akşamüstü günbatımı manzarası sonrası akşam yemeği yiyebilirsiniz.

Söke ve Çevresinde Nerede Kalınır?

Söke’ye geliş amacımız köyleri dolaşmak ve biraz olsun şehir hayatından kopmak olduğu için biz daha ıssız ve kafa dinlemelik konaklama yerlerini tercih ettik. Merkeze yürüme mesafesinde olmasa da bizim rotamızda yer alan ve yazıda da bahsettiğim köyler ve antik kentlere araba ile yakın olduğu için konaklama yerlerimizi o yönde belirledik.

Bahab Evi

söke güllübahçe bahab evi

Söke’ye geldiğimiz ilk gün Güllübahçe Köyü’nde Bahab Evi‘nde konakladık. Eski Rum köyü Gelebeç’te yer alan Bahab Evi eski zamanlarda 3 rahibenin yaşadığı bir manastır olarak kullanılmış. Uzun yıllar kaderine terk edilmiş ve bir gün tekrar hayat bulmuş. Cem Amca ve Gamze Teyze İstanbul’dan bunalıp kaçmış ve Bahab Evi’ni hayata geçirmişler. Amaçları burada yaşarken evlerini de bir konuk evine dönüştürmekmiş ve bence çok da güzel olmuş. Her köşede yer alan antika eşyalar ile burada eskiyi hissettim ve aynı zamanda evimdeymiş gibi rahat ettim.

bahab evi kahvaltı söke

Neden Bahab dediğimde cevabını bahçedeki asılı duran tabloda buluyorum. Bahab “beklenmeyen ama belki uzun süre düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilememiş bir karşılaşmanından duyulan geniş ve derin sevinç.” demekmiş. Tek bir kelimede katmanlı bir anlam içeriyor, çok sevdim.

bahab evi söke

Güne Söke Ovası’nın yemyeşil manzarasına karşı uyandık, içimizde bir bahab. Terasta manzaranın keyfini çıkarırken güneş belli belirsiz bize göz kırpıyordu. Etrafı uzun uzun izledikten sonra gerçek köy kahvaltı için evin mutfağına geçtik, hava serin olduğu için içerde kahvaltı ettik ama o kadar tatlı bir mutfak ki tam eski köy mutfaklarından. Kahvaltıdaki tüm lezzetler gerçekten doğaldı ve köy ortamına uygundu. Doğal köy yumurtası, ev yapımı reçeller, zeytinler ve bahçede yetişen rokalar ile doğallığın dibine vurduk.

Eğer rezervasyonunuzu Booking.com üzerinden yaparsanız %10 para iadesi alabilirsiniz. Rezervasyonunuzu her seferinde benim aracılığım yapın, kazanın. Tek koşul bu linke tıklayarak herhangi bir lokasyon için rezervasyon yapmak: Booking %10 para iadesi indirimi işte burada!

Eski Doğanbey Houses

eski doğanbey houses

Söke’de ikinci günümüzde kalmak için Eski Doğanbey Köyü’nü tercih ettik, zaten bu köyde kalacak yer bir iki tane yerden ibaret. Gitmeden önce aklımızda bir dağ evinde kalmak vardı ve Airbnb üzerinden Eski Doğanbey Houses’ı bulduk. Meksikalı Blanca, Türk eşi ile bu evi işletiyor. Aile ile tanışma fırsatımız olmadı ama köyün bekçisi tüm konaklama için bize yardımcı oldu. Ailenin Airbnb üzerinden kiraladığı iki evi var, bahçeleri bitişik. Diğer ev daha kalabalık gruplar için uygunmuş, biz Wonderful Stone House‘da kaldık. Evin detaylarına şuradan ulaşabilirsiniz. Airbnb ile rezervasyon yapmadan önce benim linkim ile üye olup rezeryasyon yaparsanız 130 TL indirim kazanacaksınız. Eğer hali hazırda bir üyeliğiniz var ise başka bir mail adresi ile yeni bir üyelik açarak yine bu indirimden faydalanabilirsiniz. İşte size 130 TL indirim kodu.

Öncesinde Airbnb’den Nasıl Ev Kiralanır? yazısını okuyarak Airbnb nasıl kullanacağınızı ve rezervasyon yaparken dikkat etmeniz gerekenleri öğrenebilirsiniz.

eski doğanbey houses

Eve girdiğimiz andan itibaren hayranlıkla her köşede zaman geçirmek istedim. Çok keyifle döşenmiş, hem modern hem de bulunduğumuz köyün esintilerini barındıran çok güzel bir ev. Mevsimin kış olmasına rağmen bahçenin kocaman ve yemyeşil olması beni benden aldı. Evimizde iki tane eski tip sobamız vardı ve hayatımda ilk kez soba yaktım. Hava geceleri serin olsa da sobamız ile iki katlı sevimli evimizi güzelce ısıttık. Sobamızı yaktıktan sonra penceremizin karşısına geçtik, Arkas Bağları’ndan aldığımız şarabımızı açtık, keyfimize baktık.

Airbnb üzerinden ev kiralama yapıldığı için kahvaltı dahil değil ama evde her türlü gereç var. Biz bir gece kaldığımız için dışarıda kahvaltı yapmayı tercih ettik. Ama daha uzun kalacak olsak ya da kalabalık arkadaş grubumuzla bu evi kiralamış olsak özellikle güzel havalarda bahçesinde kahvaltı yapmak çok güzel olurdu.

eski doğanbey konaklama otel

Seyahatlerimle ilgili paylaşımlarımı Facebook ve Instagram hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

8 yorum

  • süper bir tavsiye elinize emeğinize sağlık, bizzat gezip dolaştığım ve büyük keyif aldığım yerler.
    buram buram tarihin kokusunu hissediyorsunuz hele birde yaşlı insanları yakalayıp hikayelerini dinlerseniz müthiş oluyor.

    • Merhabalar, öncelikle zaman ayırıp okuduğunuz için çok teşekkürler. Köylerde hala yerel insanları bulabildiğimize çok mutluyum. Umarım bu güzel doku yıllarca hiç bozulmaz.

  • Güzel bir yazı olmuş emeğiniz için teşekkürler Doğan Bey köyüne yarın gideceğim 28Ağustos2018 ( yarımadadaki dağın ismi Samsun değil Samson olacak bilginize)

    • Merhaba Bülent,
      Teşekkürler ancak tüm kaynaklardan doğruladım dağın adı Samsun. Dilek Dağı olarak da geçiyor. Bilginize 🙂

  • elinize sağlık fakat söke de pide yemeden döndüğünüz için çok güzel bir lezzetten mahrum kalmışsınız 🙂

Bir cevap yazın