Hatay

Hatay Gezi Rehberi

hatay antakya
4.63BGörüntülenme
Ortalama Okuma Süresi: 15 dakika

Tarihte ilklerin yaşandığı şehir olarak adından söz ettiren Hatay, tarihi ve turistik yerler açısından son derece zengin. UNESCO tarafından 2017’de Gastronomi Şehri ilan edilerek yıldızı giderek parlayan bir şehir. Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi, tarihte ilk kez “Hristiyan” kelimesinin kullanılması, Roma döneminde dünyanın 3. büyük eyaleti olması, Anadolu’nun ilk camisine ev sahipliği yapması gibi Hatay’da daha bir çok önemli ilkler var.

Bir yandan sahip olduğu birçok güzelliğe karşı yakınında devam eden savaştan dolayı çoğu kişinin kendini geri çektiği Hatay’a biz gidilebilecek en ateşli zamanlardan birinde gittiğimizi söylemeliyim. Ancak olan bitenin sınırda ve sonrasında olduğu, merkezde ve turistik noktalarda hayatın normal akışında devam ettiğini söylemeliyim. Tüm bu olan olumsuzluklara rağmen yalnızlaşmaya başlayan Hatay’a destek vermek, tanımak için şans vermek isteyerek yola çıktık. İnanın geçirdiğimiz her günün sonunda iyi ki gelmişiz dedik. Hatay’ın insanları öylesine cana yakın, öylesine iyi kalplerde dolular ki tanıştığımız her insan mı böylesine pozitif, güleryüzlü ve samimi olur dedik. Gerçekten burada herkes birlik olmuş, her şeye rağmen Hatay’ın tanınması için çaba gösteriyorlar. Biz gittik, tanıdık, deneyimledik Hatay’ı, şimdi sıra tüm deneyimlerimizi sizlerle paylaşmakta. İşte karşınızda Hatay hakkında tüm bilgiler ve Hatay ve Antakya’da gezilecek yerler!

Hatay’ın Tarihi

hatay antakya

Arkeolojik kazılar bölgenin tarihsel geçmişinin ilk çağlara uzanan bir yerleşim yeri olduğu yönünde. İ.Ö. 17. yüzyılın sonlarına kadar Mısır hakimiyetinde kalan bölge, bu tarihten itibaren sırasıyla Hitit, Asur, Babil, Pers ve Makedonların egemenliği altına girmiş. I. Dünya Savaşı’na kadar ise dört asır Osmanlı hakimiyetinde kalmış.

Tarihte Antakya ismini İ.Ö. 300 yılında I. Nikator’un babası Antiochus’un isminden almış. Bu dönemde su kanalları yapılarak şehre Defne’den (Harbiye) su getirilmiş. M.Ö. 195’te başlayan olimpiyatlarla da “Olimpiyatlar Şehri” olarak ünlenmiştir.

M.S. 29-40 yılları arasında Hz. İsa’nın havarilerinden St. Pierre, Antakya’ya gelerek dini yaymaya çalışmış ve şehir Hıristiyan dininin önemli merkezlerinden biri haline gelmiş. 1516’da Yavuz Sultan Selim bu toprakları fethetmiş ve Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamış. Bu hakimiyet 1918 yılına kadar devam etmiş ve I. Dünya Savaşı sırasında Fransız birlikleri Hatay’ın yönetimini ele geçirmiş. Bu sebeple Hatay, Fransa’nın himayesinde yer alan Suriye’ye dahil olmuştur.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Fransa’nın Suriye’ye bağımsızlık tanıması için yapılan çalışmalar üzerine Türk Hükümeti’nin müdahalesi ile 1938’de Bağımsız Hatay Devleti kurulmuş, inanılmaz bir durum ama Hatay bir dönem bağımsız bir devlet olmuş. 10 ay 21 gün süren Hatay Devleti, 23 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılmış.

Hatay’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

Genellikle gitmeden önce daha çok dikkatinizi çekecek bir şey olacak, Hatay’a mı yoksa Antakya’ya mı gidiyorum durumu. Her ikisi de kullanılsa da aslında doğru olan, Hatay bir şehir. Antakya ise Hatay ilinin merkez ilçesi.

Hatay, uzun bir zamandır merak ettiğimiz bir şehirdi ama pahalı uçak biletleri sebebiyle bir türlü gidemiyorduk. Kasım ayında yakaladığımız biletall.com kampanyasından 9.99 TL’ye biletimizi aldık ve İstanbul’dan Hatay’a 1,5 saat uçak yolculuğu ile ulaştık. Şubat ayı olmasına rağmen indiğimizde hava gerçekten bahar gibiydi. Aslında bileti alırken mevsimden dolayı kararsız kalsakta Hatay genellikle sıcak bir iklime sahip olduğu için ince bir mont ile rahatça gezebildik. Yaz mevsiminde aşırı sıcakların olduğunu düşünürsek Hatay’a gitmek için en güzel mevsim ilkbahar ve sonbahar diyebilirim. Ama ucuz bilet bulursanız bizim gibi de yapabilirsiniz tabi.

hatay araç kiralama

Biz izlediğimiz rotayı üç güne böldük. İlk gün Samandağ bölgesini gezdik, geriye kalan 1,5 günümüzü de merkeze ayırdık. Her birinden detaylıca yazının devamında bahsedeceğim. Ama önce biraz Hatay’da araç kiralama hakkında bilgi vermek istiyorum. Eğer havalimanından direkt merkeze geçip, diğer yerleri gezmek gibi bir planınız yoksa Havaş servislerini kullanarak yaklaşık 40 dakikada merkeze ulaşıyorsunuz. Biz sadece Antakya’nın merkezini gezmeyeceğimiz için araç kiraladık, havalimanına iniş yaptıktan sonra araç kiralama ofislerinin olduğu yerden kısa bir sürede aracınızı ayarlayabilirsiniz. Biz yerel bir firma olan Selimgül Turizm‘den iki günlük aracımızı kiraladık. Ofiste ufak evrak işlerini tamamladıktan sonra havalimanından çıkış yapınca sağ tarafta kalan geniş bir alanda firmaya ait SGT otopark alanından aracımızı teslim aldık. Sizde araç kiralamayı düşünüyorsanız Selimgül Turizm’i tercih edebilirsiniz. Şimdi gelelim Hatay’ı detaylıca keşfetmeye.

Hatay’da Nerede Kalınır?

savon hotel

Savon Hotel

Eskiden bir sabun fabrikası, şimdilerde ise Antakya’nın en iyi oteli; Savon Hotel. Adını Fransızca’da “sabun” anlamına gelen “savon” kelimesinden almış. Kocaman avlusu, Osmanlı motiflerini barındıran dekorasyonu ve herkesin dilinden düşüremediği kahvaltısı ile bizim tercih etme sebeplerimiz oldu. Aslında hikayesi bile yeter bu güzel otelde kalmak için. 1860’lı yıllarda Osmanlı döneminde sabun fabrikası olarak yapılmış ve uzun yıllar boyunca zeytinyağı ve sabun imalathanesi olarak kullanılmış. 1960’lı yıllara kadar imalat yapılmış ve 2001 yılında yapılan restorasyon ile otel olarak hizmet vermeye başlamış. Uzun yıllar sabun imalathanesi olarak kullanıldığı için otelin her köşesi hala mis gibi sabun kokuyor. Biz Hatay’da 2 gecelik konaklamamızı Savon Hotel’de yaptık. Eğer sizde Hatay’da tarihi dokunun bozulmadığı bir yerde konaklamak istiyorsanız mutlaka tercihinizi Savon Hotel‘den yana kullanın.

savon antakya kahvaltı

Hatay’da 3 Günlük Gezi Programı

1. Gün: Döver – Harbiye – Hıdırbey Köyü – Vakıflı Köyü – Dor Mabedi – Kaya Mezarları – Titus Tüneli 

2. Gün: Saint Pierre Kilisesi – Uzun Çarşı – Eski Antakya – Affan Kahvesi

3. Gün: Hatay Arkeoloji Müzesi – Ortodoks Kilisesi – Katolik Kilisesi – Habibi Neccar Cami 

Dünyanın İlk Mağara Kilisesi: St. Pierre Kilisesi

saint pierre kilisesi hatay

Habib-i Neccar Dağı’nın uzantısı olan Haç Dağı’nın eteğinde, kayalara oyulmuş doğal bir mağara burası. Merkeze yürüme mesafesinde, bizim otelimize yakın olunca kahvaltıdan sonra ikinci güne burada başladık. Otelden yürüyerek çok rahatlıkla ulaştık ama eğer aracınızla gelmek isterseniz otopark da mevcut. Girişte müze kart geçerli olduğu için kartımızı kullanarak ücretsiz giriş yaptık, eğer kartınız yoksa giriş için 15 ₺ ödemeniz gerekiyor.

Gelelim dünyanın ilk mağara kilisesinin hikayesine. Hz. İsa’nın ölümünden sonra kilisenin kurucusu ve ilk rahip sayılan havari St. Pierre (Aziz Petrus), M.S. 29-40 yılları arasında Antakya’ya gelmiş ve ilk dini toplantısını burada yapmış. Bu kilisenin bir diğer önemi ise Hz. İsa’ya inananlara “Hıristiyan” adı ilk kez burada verilmiş olması. Kilise, Hıristiyanların hac yeri ve ilk ibadethanelerinden biri olarak kabul edilen bir anıt müze olma özelliğine de sahip. Kısacası burası Hatay’da çok önemli bir yer.

Kilisenin içerisine girdiğinizde dağa doğru açılan bir tünel göreceksiniz. Bir zamanlar burada gizlice toplanan ilk Hıristiyanların herhangi bir saldırı ve baskın sırasında hızlıca kaçabilmek için bu tüneli kullandıkları düşünülüyor. Kilise içerisinde yerdeki mozaik parçaları ile sunağın sağında, çok azı görülen ve bir zamanlar kürsünün arkasında bulunan fresklerden eski zamanlardan kalan izlerin açıkca göreceksiniz. Kilisenin iç kısmında özellikle sunağın önünde din adamlarının mezarları bulunmuş ve ön bahçe birkaç yüzyıl mezarlık olarak kullanılmış.

İçeride gördüğümüz etkileyici detaylar sonrasında bahçeye çıktığımızda Antakya’ya şöyle bir tepeden bakmak için çok iyi bir nokta olan Saint Pierre Kilisesi. Hemen yakınında henüz yapım aşamasında olan Hilton Antakya Müze Oteli’ni gördük. Burası aslında bir otel olarak projesi başlayan ve sonrasında arkeolojik kalıntıların bulunmasıyla projesi değiştirilerek hem bir müze hem de bir otel olma yolunda. 2018 yılının ortalarına doğru açılması bekleniyormuş.

Kiliseye 10 dakika uzaklıkta, tepenin üzerindeki patika yoldan yürüyerek gidilen mitolojide “Cehennem Kayıkçısı” olarak adlandırılan Haron’un kaya kabartmasına gidiş var. Haron antik dönemde ölenleri ölüler dünyasına götüren kayıkçının ismi. Başı bir peçe ile kapatılmış, yaklaşık dört metre uzunluğunda kayalara oyulmuş dev kabartmayı zamanınız varsa görmek için gidebilirsiniz, biz planımıza zamanımız kısıtlı olduğu için ekleyemedik ama müzedeki görevliler burayı çok övdüler, zamanınız varsa gitmeye değer olabilir.

Habib-i Neccar Camii

habibi neccar camii

Anadolu’da inşa edilen ilk cami olarak kabul edildiği için Antakya’nın en önemli yapılarından biri. Antakya’nın 638 yılında Müslüman Arapların eline geçtiği dönemde inşa edilmiş. Kurtuluş Caddesi’nde bulunan cami adını herkes tarafından sevilen bir marangoz olan Habib-i Neccar’dan alıyor. Habib-i Neccar Camisi’ni gezdikten sonra birbirine komşu olan Katolik Kilisesi, Sermaye Cami ve Musevi Havrasını da ziyaret edin.

Antakya Ortodoks Kilisesi

Eski yerleşimin yer aldığı Zenginler Mahallesi’nde bulunan kilise, Kudüs’ten sonra en eski kilise ve Ortodoks kiliselerinin en özeli sayılıyor. Güvenlik nedeniyle ziyarete kapalı olsa da en azından dışarıdan görmek için burayı yürüyüş rotanıza ekleyebilirsiniz.

Antakya Katolik Kilisesi

antakya kilise

Antakya’da inanç çerçevesi olarak da bilinen, cami, havra ve kilisenin yer aldığı hoşgörü üçgeninin bir parçası olduğu için şehrin en önemli bir diğer yapısı diyebilirim. Şehir merkezinde, Kurtuluş Caddesi’nde bulunan kilise, ufak bir manastır konumunda. 19. yüzyılda, Osmanlı padişahından alınan özel bir izinle eski bir Antakya evinin kiliseye dönüştürülmesi ile ilk kez ibadete açılmış. 600 yıllık bir geçmişe sahip olan kilisenin merdivenlerinden yukarıdaki balkonuna çıkarsanız kilise hacı, çan ve cami minaresinin aynı karede göreceksiniz. Bu manzara Hatay’da beni en çok etkileyen anlardan biri oldu, gerçekten burada kimse birbirini yargılamadan huzurla yaşıyor. Bu karede en açık örneği.

Havra (Musevi Sinagogu)

hatay

Antakya’da Musevi cemiyetinin kullandığı yapı 1700 yıllarında yapılmış olduğu tahmin ediliyor. En değerli yapısı içeride bulunan el yazması Tevrat tam 500 yıllık. Sadece büyük bayramlarda ve önemli günlerde düzenlenen törenler için ziyarete açık. Katolik Kilisesi’nin komşusu olduğu için buraya kadar gelmişken yine dışarıdan görebileceğiniz bir yer.

Uzun Çarşı

uzun çarşı antakya

Antakya’nın merkezinde yıllardır pek çok bölümden oluşan tarihi çarşısı. İçerisinde tarihi hanlar, hamamlar, camiler ve tarihi yapılar bulunuyor, bu yüzden ki Antakya’nın kültürünü, tarihini ve geleneklerini yakından tanımak için şahane bir yer. Çarşısı birkaç bölümden oluşuyor ve birden farklı girişi var. Kaybolmadan çıkmaz neredeyse imkansız. Eski Antakya sokaklarında dolaşırken bir anda kendinizi daha kalabalık sokaklarda bulduğunuzda Uzun Çarşı’ya geldiniz demek. Uzun Çarşı’da tarihi Ayakkabıcılar Çarşısı, Demirciler Çarşısı, Kurşunlu Han görülmeye değer çarşılar arasında. Eğer evinize götürmek için baharat ya da künefe almak isterseniz her türlü çarşı alışverişini buraya saklayın.

Dünyanın En Büyük Mozaik Müzesi: Hatay Arkeoloji Müzesi

hatay arkeoloji müzesi

Hatay’dan çıkan köklü tarihe tanık olmak için dünyanın en büyük mozaik müzesine mutlaka gelin. Hatay Arkeoloji Müzesi eskiden şehir merkezindeymiş. Şuan yeni teknolojiye uygun, interaktif bir müze olarak şehir merkezinde olmasa da araçla yakın mesafede bir konumda yer alıyor. Müzede Paleolitik dönemden başlamak üzere kesintisiz şekilde tüm dönemlere ait çok zengin bir eser koleksiyonu sergileniyor. Bu eserlerin çoğunluğu, 1930’lu yıllarda dünya genelinde çeşitli üniversitelerden gelen kazı ekiplerince yapılan çalışmalar sonucunda keşfedilmiş.

Hatay Arkeoloji Müzesi’ne gittiğinizde görmeniz gereken en değerli eserlerden biraz bahsetmek istiyorum, müzeyi gezerken bu mozaikleri es geçmemelisiniz. Apollon Daphne Mozaiği, M.S. 3. asırda yapılmış, Dafne (Harbiye)’de bulunmuş. Efsaneye göre elbisesi dizlerine kadar kaymış olan Dafne, sola doğru geniş adımlarla kaçmaktadır. Başındaki ışın çelengi ile Apollon tarafından takip ediliyor. Mitolojide, güzel peri kızı Dafne’nin Apollon’dan kurtulmak için defne ağacına dönüşmesi hikayesi mozaikte işlenmiş. Bir diğer önemli mozaik ise Yakto. M.S. 5. asırda yapılmış olup Daphne (Defne)’de bulunmuş. Eser iç içe üç kısımdan meydana geliyor. Dikkatle baktığınızda ortada madalyon içinde bir kadın portresi tasvir edildiğini ve başının hizasındaki yazıdan Megalopsykhia (Büyük Ruh)’un simgesi olduğunu göreceksiniz. Madalyonla kenardaki bordür arasında avlanan mitolojik kahramanların başları hizasında Grekçe yazılı isimler bulunuyor.

hatay antakya müze

Gelelim müzenin en önemli eserlerinden II. Şuppiluliuma Heykeli’ne. 3 bin yıllık, Reyhanlı’daki Tell Tainat Höyüğü’nde bulunmuş. Hitit Kralı II. Şuppiluliuma’ya ait yaklaşık 1,5 ton ağırlığında bir heykel. Sakallı, bukleli saçlı, kollarında özel bileklikler olan kral heykeli, bir elinde mızarak, bir elinde başak tutarak hem savaşmayı hem üretmeyi simgeliyor. Bir de müzenin büyük bir çoğunluğunun taban mozikleriyle dolu olduğundan bahsetmeden geçemem, gerçekten tek kelimeyle her biri muhteşem!

Defne Harbiye (Daphne)

harbiye şelalesi

Hatay’ın Çağlayanlar bölgesi olan Harbiye, merkeze 10 km uzaklıkta ve Hatay’ın Defne ilçesine bağlı bir mahalle. Hatay’ın doğal güzelliklerinden biri; Harbiye Şelalesi. Vadinin güneyinden çıkan kaynaklar, şelaleleri oluşturduktan sonra Asi Nehri’ne kavuşuyor. Adını ırmak tanrısının kızı Daphne’den alan defne ağaçlarıyla kaplı bir yer. Hikayesi mitolojik öykülere kadar dayanıyor. Su perisi Daphne’nin ışık tanrısı Apollon’dan kaçarken bir defne ağacına dönüştüğü ve bu şelalenin de Defne’nin gözyaşları olduğuna inanılıyor. Eğer merkez dışında Hatay’da bir gününüz daha varsa öncelikli olarak rotanıza Harbiye’yi eklemelisiniz. Buraya geldiğinizde Harbiye Şelaleleri’ni gördükten sonra bence Hatay’ın en iyi künefesini yapan Boğaziçi Oteli’nde soluklanın. İlk başta bir otelde künefe yemek bizimde kulağımıza çok acayip gelmişti ama Hatay’da işler farklı ilerliyor. Bana güvenin, burada yediğim künefenin tadını başka hiçbir yerde bulamadım.

Hıdırbey Köyü

hıdırbey köyü hatay

Eğer zamanınız varsa Samandağ’daki dağ köylerini mutlaka gezin. Biz Harbiye’den sonra Antakyalı arkadaşımızın tavsiyesi ile köy yolunu kullanarak önce Hıdırbey’e geldik. Özellikle bahar mevsiminde yol boyunca çok güzel görüntüler sizleri bekliyor olacak. Biz Şubat ayında olmamıza rağmen yeşeren ağaçlar gördük, yol boyunca çok keyifli olduğunu söylemeliyim.

Hıdırbey Köyü’ne vardığınızda köyün meydanında dev bir ağaç göreceksiniz. Onu gördüğünüzde arabanızı uygun bir yere park edin ve gezmeye bu ağacı görerek başlayın. Oldukça heybetli Musa Ağacı’nın hikayesi şöyle, rivayete göre Hz. Musa ve Hz. Hıdır Simon Dağı’nda (Samandağ) karşılaşmış ve birlikte Musa Dağı’na doğru ilerlemişler. Hz. Musa uzun dağ yürüyüşünden susamış ve asasını yere sabitleyerek eğilip bir yudum su almış ve yollarına devam etmişler. Daha sonra asasını unuttuğunu fark eden Hz. Musa geri dönmüş. Asanın bir fidana dönüştüğünü gören peygamber asayı bırakarak yoluna devam etmiş. Günümüze kadar 2000 yaşlarında olduğuna inanılan Musa Ağacı’nın çapı 7.5 metre, çapı 21 metre ve yüksekliği de 7 metre. Dal ve yapraklarıyla bütünleşince sanıırım hayatımda gördüğüm en büyük ağaç oldu.

musa ağacı hatay

Dağ köylerinden en canlı olan Hıdırbey Köyü. Köy meydanında katıklı ekmek ve gözleme yapan yerler var. Bunun dışında köy meydanında bulunan tabeladan yerel ürün pazarına doğru gösteren yöne doğru gittiğinizde köylülerin açtığı tezgahlardan doğal ürünler alabilirsiniz. Yine aynı yönde bir şelale ve yürüyüş severler için portakal çiçeği parkuru mevcut.

Türkiye’nin Tek Ermeni Köyü: Vakıflı 

vakıflı köyü ermeni kilisesi

Köyde yaşayanlar geçimlerini tarımdan, özellikle de son yıllarda organik tarımdan sağlıyor. Vakıflı’da ziyaretçilerin alışveriş yapabileceği bir satış noktası da var, adı Vakıflı Köyü el ürünleri satış noktası. Hemen Vakıflı Köyü çay bahçesine konumlanmış. Buraya gelince önce Vakıflı Katolik Kilisesi’ne ziyaret gerçekleştirdik. Size önerim, çay bahçesi tarafına eğer ki arabanız varsa park etmeniz ve kiliseye kadar yürümeniz olacak. Hem köyün havasını alırsınız hem de köyde ufak bir yürüyüş turu yapmış olursun. Zaten burası 35 haneli ufacık bir köy.

vakıflı köyü hatay

Kısa yürüyüşün ardından el ürünleri satış noktasına mutlaka uğrayın. Vakıflı Köyü kooperatifinde kadınlar tarafından hazırlanan tüm ürünlerin üzerinde kod numarası yazar, bu numaralar o ürünü kimin ürettiğini gösteriyor. Tamamen dayanışma ve kadın emeği olan şaraplar, çeşitli likörler, bal, reçeller, defne sabunu ve çeşitli yöresel otları burada bulacaksınız. Bizde buradan evimize götürmek için reçel ve likör aldık, eğer alışveriş yapmak istiyorsanız en azından bir kısmını almak için burayı seçin.

Dor Mabedi

Önce Hıdırbey Köyü, sonrada Vakıflı Köyü’nü gezdikten sonra artık dağdan deniz seviyesine iniş başlıyor. Listemizde olmayan Dor Mabedi’ni kahverengi tabela ile görünce dikkatimizi çekti. Samandağ’a bağlı Kapısuyu Mahallesi’ne giden yol üzerinde bulunan Dor Mabedi, ziyaretçilerine Akdeniz’in maviliği, Kel Dağı’nın heybeti ve ovanın sıcaklığının buluştuğu eşsiz bir manzara noktası. Tarihte Seleukeia (Çevlik) antik kentinin merkezinde ve tümüyle beyaz mermerden yapılan ve kral mabedi olarak da anılan yapıdan günümüze sadece sütun parçaları, başlıklar, mermer parçalar ve temel taşlar kalmış durumda ama tarihi kalıntılar ilgilinizi çekmese bile seyir için burada ufak bir mola verin.

Samandağ

Kel Dağı ile Musa Dağı’nın Akdeniz ile kucaklaştığı, Asi’nin hatay verdiği ovada kurulmuş tarihi bir bölge. Buradaki antik şehir Seleukos I. Nikator tarafından kurulmuşsa da bu bölgede Paleolitik döneme kadar geçmişi olan mağara yerleşimleri bulunuyor. Samandağ aslında tarihi kalıntıların ve dağ köylerinin olduğu bölgeyi tümüyle kaplayan geniş bir yer. Aynı zamanda 14 km’lik uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun kumsallarından biri olan Çevlik Plajı’nı da içine alıyor. Titus Tüneli ve kaya mezarlarıyla bilinen Samandağ bölgesinde tarihi yapılar dışında eğer denize girmek isterseniz uçcuz bucaksız sahili sizleri bekliyor. Şubat ayında olduğu için denize giremesek de bizim için günbatımında sahilde günü tamamlamakta büyük bir keyifti. Eğer buraya kadar gelmişken denizin ve güneşin keyfini çıkarayım derseniz Çevlik Plajı’nı yüzmek için tercih edebilirsiniz.

hatay çevlik sahili

Size Samandağ bölgesini gezmenizde yardımcı olacak bir önerim var. Samandağ’da gezilecek yerleri daha planlı keşfetmek için şehir merkezinden Samandağ-Batıayaz yolundan Hıdırbey’e doğru gidin ve Musa Ağacını ziyaret edin. Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı Köyü’ne uğradıktan sonra sırasıyla Dor Mabedi’ni takip ederek deniz seviyesine inin. Burada yer alan Titus Tüneli ve Kaya Mezarlıkları oldukça ilginç ve görülesi yerler arasında yer alıyor. Biz bu şekilde bir rota ile ilerledik ve neredeyse yarım günde tamamladık. Şimdi birazda bu rotanın detaylarından bahsedeyim.

Vespasianus’un Akıllara Durgunluk Veren Projesi: Titus Tüneli

titus tüneli hatay

İnsan eliyle oyularak yapılan tünel, şehri sel felaketlerinden koruyan doğal bir mühendislik harikası. Görünce etkilenmemek elde değil. Roma döneminde Seleucia Pieria antik kentini sel baskınlarından kurtarmak ve dağlardan gelen sel sularını başka bir yöne akıtmak amacıyla tamamen insan gücüyle yapılmış. Titus Tüneli’nin yapımı M.S. 69 tarihinde Roma İmparatoru Vespasianus döneminde başlamış ve oğlu Titus tarafından tamamlanmış. 130 metresi kapalı diğer kısmı açık olan tünel, 1380 metre uzunluğunda ortalama 7 metre yüksekliğinde ve 6 metre genişliğinde. Tünelin kazılmış olduğu kayalık bölge, şehrin mezarlık alanı olarak kullanılmış. Bu mühendislik harikası tünel, aradan geçen bunca yıla rağmen bugün hala tüm heybetiyle dimdik ayakta duruyor.

Titus Tüneli’ni kaplayan alan aslında Çevlik Örenyeri olarak da geçiyor. Müze kartla ücretsiz gireceğiniz örenyerine giriş ücreti 8 ₺. Buraya girdiğinizde görmeniz gereken iki önemli yapı var; Titus Tüneli ve içinde yer alan Kaya Mezarları. Beşikli Mağara olarakta bilinen kaya mezarlarına Titus Tüneli’nin deniz tarafındaki girişinden sağa dönerek bahçeler arasında yürüyerek devam ettiğinizde kaya mezarlarına ulaşırsınız. Yürüyüş yolundaki yönergeleri takip ederekte kolaylıkla bulursunuz, biz havanın kararmasına yakın buraya ulaştığımız için Kaya Mezarlıklarını bir sonraki gezimize sakladık.

Sizde rota üzerindeki köylerden sonra Dor Mabedi gezin. Gün batımınında Aziz Simeon Manastırı’nı ziyaret edin. Burada muhteşem bir günbatımı görme şansınız var. Eğer Titus Tüneli ve Kaya Mezarlıkları görmek istiyorsanız bu kısımda bir tercih yapmanız gerekiyor.

Damak Çatlatan Hatay Lezzetleri

Türkiye’de en zengin kahvaltı sofralarından birine sahip Hatay. Kahvaltı sofrasında olmazsa olmazları yörenin meşhur peynirleri; cara, sürk, Antakya peynirine eşlik eden tuzlu yoğurt, humus, cevizli biber, zahter salatası ve çökelek salatası ile şenleniyor. Öğle yemeğinde cevizli köfte, düğürcük köftesi, oruk, saç oruğu, tepsi kebabı, kaytaz böreği, serimsek ve kömbe gibi lezzetler Antakya’da vazgeçilmez lezzetler arasında. Akşam yemeğinde ise daha çok meze çeşitleri ve et yemekleri yeniyor. Gerçekten her öğünü şenlikli ve ilginç yemeklerle dolu.

Hatay’ın En İyi Lezzet Adresleri

Hatay’da ne yenir konusunda detaylı bir rehber yayınlamadan önce benim için Hatay’da en iyi olan, denediğim adresleri kısa kısa not etmek istedim. İşte Antakya ve Hatay’da ne yenir?

hatay kahvaltı

Antakya’nın salaş ve en samimi kahvaltısı: Yusuf Dayı Kahvaltı Salonu

Yöresel lezzetlerin adresi: Sultan Sofrası

Sunum ve lezzeti en iyi künefe: Boğaziçi Otel

Nostaljinin ve Haytalı’nın adresi: Affan Kahvesi

Eski Antakya Evi’nde meze sofrası: Avlu Restoran

Lüks ve leziz akşam yemeği: Konak Restoran

En iyi humus: Nedim Usta’nın Yeri

Yöresel gurme alışveriş noktası: Gurme Antakya

affan kahvesi

Hatay’dan Ne Alınır?

Hatay’da ipek ürünler çok meşhur. Eğer hediyelik ipek şallar almak isterseniz buradan yerli üretim ipekleri çok uygun fiyata alabiliyorsunuz. Her çeşit ipek dokuma ürünleri hem merkezde Kurtuluş Caddesi’nde hemde turistik merkez olan Harbiye’de bulabilirsiniz. Bir de Hatay’ın defne sabunu çok meşhur, en iyisini Harbiye tarafından alabilirsiniz. Eğer yolunuz o tarafa düşmeyecekse merkezde de birçok yerde var.

Hazır Hatay’a kadar gelmişken tattığınız gurme lezzetleri evinize götürmek isterseniz ilk adres Uzun Çarşı. Bu uçsuz bucaksız çarşıdan hem evde yapmak için künefelik malzeme alabilirsiniz hemde baharat, nar ekşisi ve kahvaltılık ürünleri bulabilirsiniz ancak çarşıda birçok ürün üzeri açık bir şekilde satıldığı için biz güvenilir bir adres bulamadık ve Uzun Çarşı’dan sadece künefelik malzemelerimizi aldık. Diğer tüm kahvaltılık ürünler içinde Gurme Antakya‘yı tercih ettik. Antakyalı anne-kız girişimiyle hayat bulan ve özenle, doğallığını kaybetmeden hazırlanan ürünleri önce tatmak için yeni yerleşim bölgesine aracımızla gittik. Burada Hatay’a özgü aklınıza gelebilecek tüm yöresel ürünler bulunuyor. Özellikle reçel çeşitleri, baharatlar ve nar ekşisini denemenizi tavsiye ediyorum, biz buradan evimize gurme bir paket yaptık.

hatay künefe

Son olarak Hatay’a gelmişken evde künefe yapmakla uğraşmamak isteyenler için pratik bir çözümü de paylaşmak isterim. Hataylılara göre en iyi künefe evde kendinizin hazırladığı, yani malzemelerini Uzun Çarşı’dan alıp ellerinizle hazırladığınız. Ama bunu yapmak için uygun bir ortamınız yoksa pratik çözüm olarak her künefecide dondurulmuş ufak künefeler bulunuyor hatta bazıları hazır şerbetini de yanında veriyorlar. Dönüş yolunda sıkıntı olmaması için rica ederseniz güvenli bir paket ile hazırlıyorlar ve uçakta yanınıza almak koşulu ile sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Seyahatlerimle ilgili paylaşımlarımı Facebook ve Instagram hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

8 yorum

  • Ege hnm merhaba,

    Yazınızı tek solukta okudum, biz de cuma günü gidiyoruz heyecanlıyız. biliyoruz şu anda Prag keyfi yapıyorsunuz ama bizim de elimizden bu geliyor.

    Çok teşekkürler :p
    Selçuk

  • Sizi çok severek takipteyim. Hatay yazınız da çok faydalı olmuş tebrik ederim. Sonbahar gibi eşimle gitmeyi düşünüyoruz. Denize girmek için nereleri önerirsiniz acaba…

    • Merhaba Burcu,
      Sonbaharda eminim çok keyifli olur çünkü yazın sıcak oluyor. Denize girmek için Samandağ plajı çok güzel diyorlar, bizde haftaya deneyeceğiz. Sevgiler 🙂

  • Ellerinize sağlık Ege hanım, Hatay’a haftaya gidiyoruz. Yazınızı çıktı aldım, gezimizi önerilerinizle yapıcaz. Restaurantlara rezervasyon gerekir mi, cevap bekliyorum. Çok teşekkür ederim.

    • Merhaba Betül,
      Çok teşekkür ederim umarım sende benim kadar seversin Hatay’ı. Avlu ve Konak için rezervasyon yapmanı öneririm.

Bir cevap yazın