Röportaj: Roma’da Yüksek Lisans Yapmak

İtalya Roma'da Yüksek Lisans
585Görüntülenme
Ortalama Okuma Süresi: 7 dakika

Egeli Gezgin Ege Röportaj serisinde rotayı bu sefer İtalya‘ya çeviriyoruz. Roma‘da yaşayan ve yüksek lisans yapan Gülizar ile İtalya’da yüksek lisans eğitimi, Roma’da yaşam ve iş hayatı hakkında tüm detayları konuştuk.

  • Merhaba Gülizar, bize kısaca kendinden bahseder misin?

Öncelikle benimle röportaj yapmak istediğin için çok mutlu oldum, teşekkür ederim. Ben Gülizar. Kendimi bildim bileli gezmeyi, farklı kültürler keşfetmeyi ve dünyayı çok merak eden bir kişiliğe sahibim. Şu anda ise İtalya’da yaşıyorum.

  •  İtalya’ya ne zaman taşındın? Şuan hangi şehrinde yaşıyorsun?

Yaklaşık 3 senedir Roma’da yaşıyorum. İtalya‘ya gelişim yüksek lisans yapma kararım ile başladı.

İtalya Roma'da Yüksek Lisans

  • Neden Türkiye’den çıkıp yurt dışına yerleşme kararı verdin? Bu kararı vermendeki temel sebep neydi?

Aslında bu sorunun cevabı oldukça uzun. Kısaca bahsedersem, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü 2016 mezunuyum. Mezun olmadan önce bende herkes gibi ne yapmak istediğimi ve nerede yaşamak istediğimi sorguluyordum. Öğrenciyken uzun bir süre start-up bir firmada çalışarak Turkcell, Teknosa ve Sahibinden gibi büyük firmalarla beraber çalışma fırsatı buldum. Öğrenci olmamın yanı sıra gayet iyi bir kariyerim ve maaşım vardı. Derslerden çıkıp toplantılara koştuğum ve çok keyif aldığım bir hayattı. Ama iş arası molalarda ise kendimi uçak bileti bakarken bulurdum sürekli. Hem iş hayatını hem okul hayatını beraber yönetmek benim için çok güzel ve keyifliydi. Ama bir yandan yurt dışında yaşamak hep aklımın bir köşesindeydi. Üniversite 3. sınıfta okulumun Berlin kampüsünde okumaya karar verdim ve 6 ay süreyle Berlin’de yaşadım. Hayatımın en güzel zamanlarıydı. Öncesinde yurt dışına çıkmıştım fakat yaşamanın gerçekten çok farklı bir duygu olduğunu anladım. Türkiye’ye geri döndüğümde adaptasyon süreci uzun olmasa da, iş ve okul hayatıma bıraktığım yerden geri dönsem de hep bir eksiklik vardı. Yaşamak istediğim, çalışmak istediğim yerin Türkiye olmadığını biliyordum. Aynı zamanda Account Manager-Business Analyst pozisyonunda çalıştığım ve mutlu olduğum için kendimi bu alanda daha da çok geliştirmeye ihtiyacım vardı. Bu süreçte ne yapmak istediğime karar vermem zor oldu. Yüksek lisans yaparak kendimi hem geliştirip hemde yurt dışı macerama tekrar adım atabileceğime karar verdim ve başvurulara başladım. Okuldan bir dönem erken mezun oldum, işten istifa ettim ve Londra’ya taşındım. Kabul mektubum gelince Londra maceramı 1 ay sonunda sonlandırıp vize işlemlerim için geri döndüm ve işlemlerimi tamamlayıp İtalya macerasına adım attım. Şuan da Sapienza Üniversitesi’nde Business Management yüksek lisansı öğrencisiyim. Gördüğünüz gibi 3 yıl olmuş bile. 🙂

  •  Hangi vize türüne başvurdun? Oturum süren ne kadar verildi, vize sürecin nasıl ilerledi?

Yüksek lisans yapmaya geldiğim için kabul mektubum ile beraber öğrenci vizesine başvurdum. 1 yıl vize verildi ve Roma’ya geldiğim gibi ise oturma iznine başvuru yaptım ve 1 yıl oturma izni verildi. Sonra ki yıllarda bu oturma iznini öğrenci belgem ile tekrar yeniledim ve tekrar 1 yıllık oturma izinleri aldım. Açıkçası oturma izni en fazla 1 yıl süreli veriliyor. Yüksek lisansı bitirdiğinizde ise isterseniz size bir sene kadar iş arama ve oturma izni veriliyor. Bu güzel bir fırsat.

  • Yurtdışında yüksek lisans yapmayı düşünen kişilere birkaç tavsiyede bulunacak olsan neler söylersin?

Eğer aklınızda gitmek gibi bir düşünce var ise öncelikle ne istediğinizi bilmek çok önemli. İstediğinizle yüzleşmek ve harakete geçmek çok önemli. Asla ama asla ertelemeyin. Erteledikçe zaman, şartlar, koşullar değişiyor. Deneyin, cesaret edin. Sonrası zaten geliyor. Gerçekten istediğiniz şey yüksek lisans yapmak mı? Çünkü yurtdışı şartları, hiç bilmediğiniz bir dilin konuşulduğu bir ülkede yaşamak çokta kolay değil. Benim ilk deneyimim olmadığı için alışmakta zorluk çekmedim. Ama bir çok arkadaşım 1. ayın sonunda ben Türkiye’ye dönmek istiyorum, istediğim şey bu değildi derken buldular kendilerini. Alışanlar alıştı, alışamayanlar ise döndü. Kısacası ne için gittiğiniz çok önemli. Gittiğiniz okulun eğitim anlayışı mutlaka Türkiye’den çok daha farklı oluyor. Yabancı olarak size sağladığı şartlar çok önemli. Gittiğiniz ülkenin size sağlayabileceği şartları mutlaka çok iyi araştırmanızı tavsiye ederim.  Benim İtalya’yı tercih etmemdeki en büyük sebeplerden biri devlet bursu olmasıydı. Ben burada okuduğum için yıllık olarak devlet tarafından verilen bir burs alıyorum. Bu tarz imkanları sağlayıp sağlamadığını gelmeden önce araştırmanız gerekiyor. Çünkü bütçenizi çok iyi ayarlamanız gerekiyor. Her şey planladığınız gibi gitmeyebilir. Örnek verirsem ben buraya taşındığımda Euro 3,32 TL’ydi ve şuan ben bu yazıyı yazarken 6,38 TL. Devlet tarafından verilen burs sağlanmasaydı daha zor şartlar altında kalabilirdim. Yüksek lisans için gelip, sonrasında dönmek istiyor olsanız dahi konfor alanınızdan çıkıp bambaşka bir ülkede tek başına bir hayat kurmak gerçekten çok güzel. Kendinizi mutlaka her konuda geliştirin, her ortama girin, birçok milletten insan tanıyın. Tanıdıkça o millette bir yuvanız olmuş oluyor. Bu çok güzel bir his. İmkanınız varken bir çok şehri ülkeyi gezip görmeye çalışın. Burada insanların sadece tanışıp dillerini geliştirmek ve kültür kaynaşmasında bulunması için etkinlikler gerçekleştiriliyor. Onlara katılın. Kesinlikle değişime açık olun. Çünkü görüyorsunuz ki ilk geldiğiniz siz ile son noktada ki siz asla aynı olmayacaksınız. Ben buna Dünya ile tanışmak diyorum. O kadar farklı kültürler, o kadar farklı insanlar ve onların bakış açısıyla tanışıyorsunuz ki ve bundan çok keyif alıyorsunuz.

İtalya Roma

  •  İtalyanca bilmeden Roma’da yaşamak ve iş hayatı nasıl oluyor ya da İtalyanca bilmek şart mı?

Üzülerek söylüyorum ki İtalya’da İngilizce bilme oranı çok düşük. Bu her yaş için geçerli. Okullarda sadece yüksek lisansta İngilizce eğitim veriliyor. Hatta gelen Erasmus öğrencileri bu sebeple master derslerine katılıyor ya da İtalyanca bilmeden İtalyanca derslerine katılmak zorunda kalıyor. Bu sebeple sıkıntı çektiğim zamanlar oluyor. Yeri geliyor okulda öğrenci işlerinde bile zorluk çekiyorsun çünkü kimse İngilizce bilmiyor. Bu sebeplerden dolayı temel İtalyanca bilinmesi faydalı oluyor. Bunları da zaman içinde öğreniyorsun zaten.

  • Vatandaş olma koşulları ve süreci nasıl işliyor, sen bu konuda nasıl ilerlemeyi planlıyorsun?

Bu konuya cevap vermek şuan oldukça zor. Geleceğim ile ilgili bende henüz karar vermiş değilim. Şuan iş arama sürecindeyim. Temmuz ayında mezun olacağım. Roma’da tam olarak kalmak isteyip istemediğimi açıkçası bilmiyorum. Mutlaka bir sene kadar iş arama ve oturma iznine başvuracağım. Sonrası bulduğum işe göre şekilleniyor olacak diye düşünüyorum. O sebeple vatandaş olma koşulları ve süreci hakkında çok bilgi sahibi değilim ve yanlış bilgi vermek istemem.

Roma

  • Roma’da yaşam genel olarak pahalı mı?

Ben kesinlikle diğer Avrupa ülkelerine oranla Roma’yı daha ucuz buluyorum. Kiralarda daha uygun kalabiliyor. Ev kiraları konumuna göre değişkenlik tabii ki gösteriyor. Tek kişilik bir odayı okula yakın semtlerde 350-450 euro civarına kiralayabilirsiniz. En basitinden 5 yıl önce Roma’ya geldiğimde ki kahve, tiramisu ve makarna fiyatları hala aynı. Değişmiyor, 3 euroya kahve ve cornetto (İtalyanlar kruvasana cornetto der) yiyerek italyan kahvaltısı yapabilirsiniz. Öğle yemeğini take away-al götür makarna ile 4 euroya geçiştirebilirsiniz. Dünyanın en güzel dondurmasını 3 euroya, tiramisusunu 4 euroya yiyebilirsiniz. Akşam pizza mı yemek istediniz? En ünlü restoranında 10 euroya kocaman bir pizza yiyebilirsiniz. Ulaşımdan bahsetmek gerekirse dünyanın en uygun ulaşımı da burada. Otobüs – Metro – Tram hepsi 1.5 euro. Açıkçası Berlin ve Londra’da yaşadığım için, Roma’yı onlarla kıyaslama bile yapamazmışım gibi geliyor.

Roma

  • Roma’ya taşınmanın avantaj ve dezavantajlarını ekonomik ve sosyal yönleriyle değerlendirir misin?

Avantajlarından bahsetmek gerekirse, ilk olarak söylemek istediğim kişisel olarak Roma’ya taşınmak beni çok büyüttü. Kendi ayaklarımın üzerinde zaten duran bir insan olmama rağmen, tüm zorluklara rağmen asla ama asla pes etmemeyi ve tek başıma uzun bir süre yaşamayı öğrendim. En güzel avantajlarından bir diğeri de bakış açınız genişliyor ve yeni kültürler keşfetme fırsatın oluyor. Tanıştığınız her bir kültürde yuvanız oluyor. Örnek olarak Yunan bir arkadaşım yazın Atina’da beni evinde misafir etti ve bu sayede Yunan kültürünü tanımanın yanı sıra arkadaşımın yaşamına da ortak olmuş oldum. Ayrıca, gezmeyi, keşfetmeyi çok seven bir insan olduğum için buradan dünyaya açılmak daha rahat. Mesela Londra’yı çok seviyorum ve orada kısa bir süre yaşadığım için tadı damağımda kaldı ve sonrasında Roma’ya taşınmak durumunda kaldım. Ama özledikçe, fırsat buldukça kendimi hep Londra’da bulurum. Çok uygun fiyatlarda bilet alıp bir sonra ki gün oraya gidebiliyorum. Bu büyük özgürlük! Şunu da belirtmek isterim ki, Roma’da gerçekten doğayla iç içe yaşıyorsunuz. O kadar güzel parkları var ki. Mesela her sabah evime yakın olan parkta yürüyüş ve koşu yapıyorum. Ayrıca tarihi güzellikleri o kadar güzel korumuşlar ki, parklar bile eser dolu! İnanın 3 yıldır burada yaşıyorum ve hala her baktıkça aşık oluyorum. Kültürümüze de çok yakın oldukları için açıkçası bugüne kadar yeme-içme konusunda hiç sıkıntı yaşamadım.

Dezavantajlarına gelirsek, her ne kadar kültürümüze benzeseler de insan ilk başta yakın çevresinden uzakta olduğu için kendini yalnız hissediyor. Buna alışma evresi birazda kişiliğine bağlı olarak değişiyor. Eğitim sistemi kesinlikle çok farklı. Okula kayıt olmam dahi bir ay sürdü. Sınav düzenleri, puanlandırmaları bile çok farklı. Mesela aldığınız her bir dersin her bir sınavından önce kayıt yaptırmanız gerekiyor. İtalyanca bilmediğiniz için işleriniz aksayabiliyor. Bir de gerçekten İtalyanlar çok ağırlar. 🙂 İş yapmayı gerçekten çok sevmiyorlar. Mutlaka her yere geç gelirler. Bu sebeple birçok işiniz aksıyor. Bir de üzücüdür ki Roma’da iş olanakları ve dil bilme oranı Kuzey İtalya’ya göre daha az.

Roma- Kolezyum

  • Roma’da çalışıyor musun? 

Aslında şu anda bir yandan da part-time olarak Türkiye’den Roma’ya tatile tur ile ya da bireysel olarak gelen insanlara rehberlik yapıyorum. Gezmeyi, paylaşmayı seven bir insan olarak Roma’da ki deneyimlerimi, yaşamımı, hem de enerjimi onlarla paylaşmış oluyorum. Onlarda alışılmışın dışında Roma’da yaşayan birinin gözüyle burayı daha dolu yaşayıp mutlu bir şekilde dönüyorlar. Bu da beni fazlasıyla mutlu ediyor. Bu konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler benim ile iletişime geçebilir.

  • Sana göre yurt dışında yaşamanın en büyük zorluğu nedir? Şuan ki aklın olsa yine Roma’ya taşınır mıydın?

Aslında Roma’da bir yabancı olarak yaşamanın zorlukları tahmin edilenden daha fazla olabilir. Açıkçası burada turist olmayı tercih edebilirdim. Hele ki kur farkı başlı başına çok büyük bir zorluk. En basitinden 3 yıl önce ödediğim kira ile şuan ki ödediğim kira euro bazında aynı olsa da TL miktarı yaklaşık 2 katına denk geliyor. Açıkçası ev bulmakta çok kolay değil. Ben bu konuda şanslıyım ki 3 yıldır aynı evde yaşıyorum. Ama arkadaşlarım sürekli ev değiştirmek zorunda kalıyor. Ulaşıma gelirsek Roma’da ulaşımda hiç kolay değil. Bazen 40 dk boyunca beklediğiniz otobüs gelmemiş oluyor. Sürekli grevler oluyor ve o gün ulaşım sağlamak imkansız. Hatta bir kere bu sebepten uçağıma geç kalıyordum. İtalyanlar çok tatlı ve sıcak kanlı insanlar olmasına rağmen maalesef ki kendi değerlerine sahip çıkma konusunda aşırıya kaçabiliyorlar ve burada yabancı olmak bazen insanı yorabiliyor. Özellikle kendi dillerini bilmenizi istiyorlar. Çünkü burada ikinci dil bilme oranı oldukça düşük. Ama tüm bunların dışında, İtalya bir yabancı olarak yaşaması kolay olan ülkelerden birisi. Hatta Avrupa şehirlerinden en uygunu diyebilirim. Bunun yanında Roma’da İtalyanların yanı sıra çok fazla yabancı da yaşıyor.

  •  Okulun bittikten sonra orada kalmak istersen süreç nasıl işliyor?

Aslında bu çok önemli bir soru. Çünkü İtalya’ya gelmek isteyenlerin bilmesi gereken en önemli şeylerden birisi şu ki; yüksek lisansı bitirdiğinizde size bir sene kadar iş arama ve oturma izni veriyor. Eğer o süre zarfında iş bulursanız şahane! Ama gel gelelim ki İtalya’nın bir diğer zorluklarından biri iş bulmak. İtalya’da bir yabancı olarak İtalyanca bilmeden iş bulmak biraz yorucu bir süreç olabiliyor. İngilizce bilme oranı maalesef ki çok turist gelen bir şehir olmasına rağmen çok az. Eğer bu süre zarfında iş bulursanız ki, bir seneden sonra çalıştığınız şirket sizinle çalışmak isterse sponsor olması gerekiyor. Onun dışında kalmak maalesef mümkün değil.

  • Roma’da en çok beğendiğin 3 mekan desem?

Açıkçası İtalya’da nerede içerseniz için kahve gerçekten çok güzel. Ben buraya taşınmadan önce kahve içen bir insan değildim. Ama bu güzel kahvelere hayır diyemiyorum. Size kahveyi Pantheon’un oradaki Tazza d’Oro da denemenizi öneririm. İtalyan kahvaltısı yapmak istiyorsanız eğer, herhangi bir Coffee Bara girip kahve ve cornetto (italyanlar kruvasana cornetto der) yemelisiniz. Ama unutmayın ki İtalyanlar kahvaltıyı ayak üstü yapar ve hayatlarına devam eder. Eğer oturup yemek isterseniz bazı yerlerde bunun için masa ücreti alınıyor. Onun dışında size önerebileceğim İtalyan kahvaltısı dışında Yellow Hostel’in kahvaltısı. Ben bana gelen arkadaşlarımı genelde buraya getiririm. Pancake ya da omlet seçenekleri var ve oldukça doyurucu. Dondurma için mutlaka La Romana’ya gidin. Ben 2 yıldır başka bir yerde dondurma yemiyorum. Pişman olmazsınız. Tiramisu için Pompi vazgeçilmez. Eğer akşam yemeği olarak pizza yemek isterseniz Bafetto en iyilerindendir. Makarna yemek isterseniz eğer Trastevere’de Tonnarello’nun Carbonarasını denemenizi tavsiye ederim. Mutlaka yanında şarap eşliğinde. Ayrıca restoranın tiramisusu da meşhur ve  kendine has. Şunuda belirtmek isterim ki mekan kalitesi iyi olduğundan genellikle önünde sıralar oluşuyor ve 20-30 dk beklemeniz gerekiyor.

  • Roma’ya geldiğinizde şunu mutlaka yapın diyebileceğin yerel birşey var mı?

Mutlaka İtalyan tarzı happy hour olarak ifade edilen Aperitivo’yu denemenizi tavsiye ederim. Aperitivo içeceğiniz içkinin parasını öderken, büfeyi ücretsiz olarak kullanma mantığıdır. Sınırsız yemek yiyebileceğiniz açık büfe olarak düşünebilirsiniz. Önerim ise Momart’a gidip denemeniz. Son olarak, Pincio Terrace (Terrazza del Pincio) da gün batımını mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Benimle bu keyifli röportajı gerçekleştirdiği için sevgili Ege’ye çok teşekkür ederim. Umarım kafanızdaki soru işaretlerine az da olsa cevap verebilmişimdir. Instagram’da gezip gördüğüm yerleri paylaştığım “exploretheworldz” adında bir hesabım var. Takip etmek isterseniz beklerim!

Seyahatlerimle ilgili paylaşımlarımı Facebook ve Instagram hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

 

Bir cevap yazın